Hakkımızda

Hakkımızda

Siyer Eğitim Merkezi

“Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.”

Tevbe Suresi, 128. Ayet

Rabbimizin bir rahmet olarak insanlar arasından seçerek bizlere ve tüm insanlığa muhteşem bir rehber kıldığı Efendimiz'i (sas) örnek almak ve ayak izlerini takip etmekle yükümlüyüz. O'nu (sas) örnek almak O'nu (sas) sevmekle, O'nu (sas) sevmek ise ancak O'nu (sas) tanımakla mümkün.

Ancak Efendimiz (sas) ile aynı zamanı ve mekânı paylaşma bahtiyarlığına erişememiş bizler için O'nun dünyasını zihnimizde tam anlamıyla canlandırmak her zaman kolay olmuyor.

Siyer Vakfı'nın önemli projelerinden biri olan Siyer Eğitim Merkezi, Hz. Peygamber'in (sas) insanlığa bıraktığı nebevî mirası daha doğru ve derin bir şekilde tanımaya vesile olmak amacıyla hayata geçirildi.

Projenin temel hedefi; çağın imkânlarını kullanarak Resûlullah'ın (sas) hayatını, yaşadığı coğrafya ve dönemin şartlarını da dikkate alarak anlamak, sahâbenin hayatlarına taşıdığı bu kutlu mirası günümüz insanının hayatına taşıyabilmektir.

Siyer coğrafyası olarak bilinen Mekke, Medine, Tâif, Hayber, Tebûk ve Mûte gibi pek çok mekân, aslî halini koruyamamış; o günlerin dünyasını yansıtan izler büyük ölçüde kaybolmuştur. Asr-ı Saadete dair birçok hadise o günkü gerçekliğiyle hayal edilememekte; bu nedenle çoğu zaman bu manevi yolculuk eksik bilgilerle ve sadece hissiyat düzeyinde kalmaktadır.

Nitekim hicretin 91. yılında, Emevî Halifesi Velîd b. Abdülmelik dönemi Mescid-i Nebevî genişletilirken Efendimiz'in (sas) hanımlarına ait hücrelerin mescide dâhil edilmesi üzerine büyük tâbiîn âlimlerinden Said b. Müseyyeb şu sözlerle üzüntüsünü dile getirmiştir:

“Vallahi, Efendimiz'in hücre-i saadeti aslî hâliyle kalsaydı ne kadar isterdim! Ta ki Medineliler ve dışarıdan gelenler, Efendimiz'in ve annelerimizin nasıl odalarda yaşadıklarını görseler ve bundan zühd adına ibret alsalardı.”

İşte bu eksikliği gidermek amacıyla kurulmuş bu özel mekân sadece bir eğitim merkezi değil; Asr-ı Saadet ve günümüz arasında zaman ve mekân farklarının ortadan kalktığı bir buluşma noktası olmayı amaçlamaktadır.

Ziyaretçilerine Mekke sokaklarından Medine'nin huzurlu iklimine, Miracın merkezi Mescid-i Aksa'dan Peygamber Efendimiz'in (sas) gazvelerine; Efendimizin (sas) hücre-i saadeti ve hayatının belli bölümlerini sunarak Efendimiz'in (sas) hayatı daha canlı, etkileyici ve en önemlisi daha anlaşılır bir şekilde aktarılacak. Böylece siyer sadece okunan bir bilgi olmaktan çıkacak; görülen, hissedilen ve hayatlara taşınan bir hakikate dönüşecektir.

Siyer Eğitim Merkezi hem bilgi edinmek isteyen yetişkinler hem de öğrenmeye açık gençler ve çocuklar için ilham verici bir ortam sunmayı hedefliyor. Aynı zamanda İslam tarihine ilgi duyan akademisyenler, araştırmacılar ve sanatseverler için de eşsiz bir başvuru kaynağı olma özelliği taşıyor.

Siyer Eğitim Merkezi'ni aileniz, arkadaş veya öğrenci grubunuzla gönül rahatlığıyla ziyaret edebilir, dilerseniz telefon, dilerseniz Rezervasyon sayfamızdan online rezervasyonunuzu oluşturabilirsiniz. Sizleri, Hz. Peygamber'in (sas) izinde huzur ve bilgi dolu bir yolculuğa davet ediyoruz.

Hücre-i Saadet

Hücre-i Saâdet

Peygamber Efendimiz'in (sas) Medine-i Münevvere'de hayatının son yıllarını geçirdiği ve Rabbi'ne kavuştuğu odanın özgün yapısına uygun hazırlanmış temsili bir kopyası. Hz. Âişe (r.anhâ) validemizin odası olarak bilinen bu mütevazı alan; sadelik, tevazu ve Allah Resûlü'nün (sas) dünyaya bakış açısını somut şekilde gösterir. Daha sonra Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer'in (ra) de defnedildiği bu bölüm mimari detaylar ve döneme ait öğeler ile ziyaretçiyi asırlar öncesine taşır.

Şehirlerin Anası:
Mekke-i Mükerreme

Asırlar öncesinin Mekke'si; Kâbe çevresinde yükselen evler, dar sokaklar ve çölün ortasında bir ticaret merkezidir… Hz. Peygamber (sas) burada doğmuş, vahiy ile buluşmuş ve ilk tebliğ adımlarını atmıştır. Sabır, mücadele ve hakikatin sesi, bu şehirde yankılanmıştır.

Mekke
Hicret Yolu

Mukaddes Yolculuk: Hicret

Zulüm ve baskıdan kaçış değil, inançla atılan yeni bir başlangıç adımı… Hz. Peygamber (sas) ve Hz. Ebû Bekir (ra), Sevr Mağarası'ndan Medine'ye uzanan yolculukta sabır ve tevekkül örneği göstermişlerdir. Hicret, tarihin seyrini değiştiren bir inanç yürüyüşüdür.

Nurlu Şehir:
Medine-i Münevvere

Medine, özgürlük ve kardeşliğin şehri… Hicret sonrası Müslümanlar burada ibadet edebilmiş, Mescid-i Nebevî inşa edilmiş ve Muhâcir-Ensar kardeşliği tesis edilmiştir. Medine, Kur'ân âyetlerinin yaşandığı ve İslâm toplumunun temellerinin atıldığı ilk İslâm devletinin kalbidir.

Medine
Mescid-i Aksâ / Kudüs

Arzın Arş ile Buluştuğu Mekân: Mescid-i Aksâ

İslâm'ın ilk kıblesi ve peygamberler yurdu… İsrâ ve Mirac gecesinde Hz. Peygamber (sas) buraya gece yolculuğu yapmış, ardından göğe yükselmiştir. Mescid-i Aksâ; inanç, direniş ve manevî bağlılığın sembolüdür.

İlk Günden Bugüne
Kâbe'nin Tarihi Süreci

Allah'a ibadet için inşa edilen ilk ev… Hz. Âdem'in temellerini attığı, Hz. İbrâhim ve Hz. İsmâil'in yeniden inşa ettiği Kâbe, Câhiliye döneminde putlarla dolsa da yönü hep tevhidi göstermiştir. İslâm geldikten sonra ise Kâbe, yeniden yalnızca Allah'a ibadetin merkezi hâline gelmiştir. Bugün milyonlarca müminin yöneldiği kıble, işte bu köklü tarihî yolculuğun eseridir.

Kâbe'nin Tarihçesi
Bedir Gazvesi

Bedir Gazvesi

17 Ramazan 2 / 13 Mart 624

Hicretten sadece iki yıl sonra, 313 Müslüman, 950 kişilik müşrik ordusuna imanla karşı durmuştur. Bedir, sadece bir savaş değil, hak ile bâtılın büyük karşılaşması ve imanla yazılmış bir destandır.

Uhud Gazvesi

15 Şevval 3 / 31 Mart 625

Hicretten üç yıl sonra gerçekleşen Uhud Savaşı; itaate, sabra ve imtihana dair dersler vermiştir. Başlangıçta zafer ümidi doğsa da okçuların tepeyi terk etmesiyle denge değişmiş; Hz. Peygamber (sas) yaralanmış, 70 sahâbî şehit olmuştur. Uhud, bir yenilgi değil, sadâkatin tarihe yazıldığı bir olaydır.

Uhud Gazvesi
Hendek Gazvesi

Hendek Gazvesi

Şevval-23 Zilkade 5 / Mart-15 Nisan 627

Hicrî 5. yılda Medine'yi korumak için kazılan hendek; strateji, akıl ve imanla şekillenen savunmanın sembolüdür. Sayıca az Müslümanlar, Peygamberimiz'in (sas) önderliğinde 10.000 kişilik müşrik ordusuna karşı şehri savunmuştur.